İzmir’de son 10 günde 3 kadın öldürüldü: Kurumlar denetlenmeli

İzmir'de son 10 günde 3 kadının öldürülmesine tepki gösteren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kamu kurumlarının denetim mekanizmalarını sorguladı.

İzmir Haber Merkezi
İzmir’de son 10 günde 3 kadın öldürüldü: Kurumlar denetlenmeli
Bugünün Haberleri · Google'da tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin Kaynak ekle

İzmir’de avukat Özge Penbegül’ün nişanlısı olan polis memuru Aykut Erol tarafından öldürülmesi kentte büyük yankı uyandırdı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, son 10 gün içinde üç kadının yaşamını yitirmesine tepki göstererek İzmir Barosu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

İzmir’de Berlin Kentsel Doğa Paktı Zirvesi: Üç yeni kent katıldıHaberi Oku

İzmir Barosu önünde düzenlenen açıklamada katılımcılar, “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır”, “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın, yaşam, özgürlük”, “Koruma, aklama, failleri yakala” ve “Özge’nin hesabı sorulacak” sloganları attılar.

10 günde 3 kadın yaşamını yitirdi

Basın açıklamasını Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına Esra Akın okudu. Açıklamada, İzmir’de son 10 gün içinde Ebru Serep, Pınar Güneş ve Özge Penbegül’ün erkekler tarafından öldürüldüğü hatırlatıldı.

Seferihisar ilçesinde yaşayan Ebru Serep, daha önce hakkında uzaklaştırma tedbiri uygulanan eski birlikte olduğu itfaiye eri Abdullah Karabina’nın evini ateşe vermesi sonucu ağır yaralandı. Hastanede günlerce yaşam mücadelesi veren Serep, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Uzaklaştırma kararının Ebru Serep’i korumaya yetmediği vurgulandı.

Çeşme ilçesinde meydana gelen olayda ise 28 yaşındaki Pınar Güneş, iki erkeğin karıştığı silahlı saldırı sonucunda vuruldu. Hastaneye kaldırılan Güneş kurtarılamazken, cinayetle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında dört kişi tutuklandı.

Menemen ilçesinde ise 22 Ekim tarihinde avukat Özge Penbegül, nişanlısı olan polis memuru tarafından silahla vurularak öldürüldü.

“Hiçbir ihmali kabul etmiyoruz”

Kamu kurumlarının denetim mekanizmalarının ciddi şekilde sorgulanması gerektiğini belirten Esra Akın, “Hiçbir ihmali kabul etmiyoruz” diyerek tepkisini dile getirdi. Akın, “İhmali olan herkesin hesap vermesi için mücadele edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Biz artık kadınların öldürülmesinin ardından aynı açıklamaları yapmak istemiyoruz. Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz! Çünkü bunlar yalnızca bireysel nedenlerle açıklanabilecek cinayetler değil. Bir kadın hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından öldürülüyor. Bir başka kadın, polis memuru olan nişanlısı tarafından öldürülüyor. Kadınların yaşamını tehdit eden erkekler silahlara erişmeye devam ediyor. Peki kadınların yaşam hakkını korumakla sorumlu olanlar ne yapıyor?”

Eylül 2026 raporu paylaşıldı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından açıklanan Eylül 2026 raporuna göre, yalnızca bir ay içinde 28 kadın öldürüldü, 19 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 28 kadından 23’ünün hangi gerekçeyle hayattan koparıldığı tespit edilemedi. Kadınların yarısının evlerinde katledildiği, 15 kadının ise ateşli silahlarla öldürüldüğü bildirildi.

Açıklamada, “Bunlar yalnızca rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayatı vardı. Her birinin geride kalan ailesi, yakınları ve sürdürülmesi gereken bir adalet mücadelesi var. Kadınlar evlerinde, sokaklarda, işyerlerinde; evli oldukları, birlikte oldukları ya da eskiden birlikte oldukları erkekler tarafından öldürülüyor. Ve biz her ay yeni isimler açıklıyoruz. Her ay yeni ailelerle tanışıyoruz. Her ay başka kadınların adalet mücadelesine omuz veriyoruz. Artık yeter! Kadınların yaşaması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor? Biz biliyoruz ki kadın cinayetleri önlenebilir. Bunun için yasalar var, koruma mekanizmaları var. Ama mesele bu yasaların uygulanması, kadınların gerçekten korunması” denildi.

Silahlanma ve denetim tepkisi

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına yönelik eleştirilerin dile getirildiği açıklamada, 6284 Sayılı Kanun’un etkin bir şekilde uygulanması gerektiğinin altı çizildi.

Açıklamanın devamında şu vurgular yapıldı: “Kadınların yaşamını korumakla görevli bir polis memuru bir kadını öldürüyorsa, burada yalnızca failin değil, kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk mekanizmalarının da sorgulanması gerekiyor. Bir diğer mesele de silahlar. Eylül ayında öldürülen kadınların yarısından fazlası ateşli silahlarla öldürüldü. Pınar Güneş ve Özge Penbegül de silahla öldürüldü. Kadınları tehdit eden erkekler silahlara nasıl erişiyor? Bu silahları kim denetliyor? Şiddet riski bulunan erkeklerin silahlara erişimini engellemek için neden yeterli önlem alınmıyor? Kadınların yaşamı söz konusuyken hiçbir ihmal kabul edilemez. 6284 sayılı Kanun etkin uygulanmalı. Uzaklaştırma kararlarının ihlalleri karşılıksız bırakılmamalı. Şiddet tehdidi altındaki kadınların başvuruları ciddiye alınmalı. Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri de hesap vermeli. Kadın cinayeti davalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmeli. Kadınları öldüren erkeklerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle daha az ceza almasını kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Ama biz İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.”

Avukat Atabay’dan çağrı

Basın açıklamasında söz alan avukat Hatice Atabay ise eril şiddetin kadınları kuşattığını belirterek, “Hepimiz çok öfkeliyiz. Eril şiddet kadınları kuşatmış durumda. Silah kullanma yetkisindeki bir polis memuru silahını arkadaşımıza yöneltti. Erkeklikten kaynaklanan gücünü kadına karşı kullanan zihniyeti yakından tanıyoruz. Şiddet basit bir tehdit değildir. Ataerkiden beslenen hiçbir şiddet basit değildir” şeklinde konuştu.

Atabay, kamuoyuna çağrıda bulunarak hayatını kaybeden Özge Penbegül’ün yaşamını yitirmeseydi takip edeceği duruşmaya dikkat çekti. Karşıyaka Adliyesi 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 27 Ekim tarihinde görülecek olan Aysel Aydemir’in davasını takip etme çağrısı yapıldı.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.