Sumud Filosu davasında işkence iddiaları: 35 sanık yargılanıyor
Sumud Filosu davasının ilk duruşmasında müştekiler İsrail güçlerinin aç bırakma, çıplak arama ve darp gibi işkencelerini anlattı.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla oluşturulan ve uluslararası sularda seyir halindeyken İsrail güçlerinin silahlı müdahalesine uğrayan Sumud Filosu’na ilişkin davanın ilk duruşması İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
Fatih’te akıma kapılan hafız Mahmut Işıldak son yolculuğuna uğurlandıHaberi Oku
35 sanıklı davada ilk duruşma
Aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail Miras Bakanı Amichai Eliyahu, İsrail Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Arye Sharuz Sharuz Shalicar, İsrail 146. Tümen Komutan-Subayı Beni Aharon, İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Başkanı Daniile Hagari ve İsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı David Saar Salama’nın bulunduğu 35 sanığın yargılandığı davada bir kısmı hakkında yakalama kararı bulunuyor. Duruşmada söz alan müştekiler, yaşadıkları şiddet ve hak ihlallerini anlattı.
Müştekilerden kan donduran ifadeler
Müştekilerden sunucu İkbal Gürpınar, eşyalarının çalındığını, ilaçlarına el konulduğunu ve başörtülerinin çöpe atıldığını belirterek, “Özellikle bizi aç bırakıp izlediler. Hapishanede denk geldiğim attıklarında İngiliz gazeteciye paslı demirle tecavüz ettiklerini öğrendim. Tuvalete gitmeye bile izin vermediler. 3 gün orada esir kaldık ama neler yaşadıklarını az çok anladık. Çıplak arama yaptılar. Şikayetçiyim” dedi.
Gazeteci Ersin Çelik ise fiziki ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, ters kelepçelendiğini aktararak, pasaportlarına ayak basıldığını ve Türk yetkililerle görüşmelerine izin verilmediğini ifade etti.
Müşteki Fikret Ayçin Kantoğlu, silahların kendilerine doğrultulduğunu, diz çökmelerinin istendiğini, kafasına demirle vurulduğunu ve herhangi bir tıbbi müdahalede bulunulmadığını belirtti. Kantoğlu, fare dışkılarının bulunduğu bir alanda yaklaşık 3 ila 5 saat, belki biraz daha fazla bekletildiğini ve kişisel eşyalarını geri alamadığını söyledi.
Muhammed Huzeyfe Küçükaytekin, basınçlı suyla saldırıya uğradıklarını, yemek ve içecek ihtiyaçlarının karşılanmadığını, hasta olmaları amacıyla önce sıcak sonra soğuk hava verildiğini dile getirdi. Küçükaytekin, hapishanede zorla hukuki evrak imzalatılmaya çalışıldığını, Türk pasaportlarına bakılıp alay edildiğini kaydetti.
Kasım Aktağ, gemiye el konulduktan sonra 5’erli gruplara ayrıldıklarını, sözlü ve fiziksel şiddete uğradıklarını, Türk olduklarını duyan askerlerin “Siz sanıyorsunuz ki size sıra gelmeyecek siz de Filistinlilerin yaşadıklarını yaşayacaksınız” dediğini ve hücrelerde Gazze’nin bombalanma seslerini duyduklarını aktardı.
Bayram Kuş, doktorların getirdiği ilaç ve bebek maması valizlerinin yırtılarak atıldığını, gemiden limana varışın 12 saat sürdüğünü ve 12 kişilik yere 100 kişinin tıkıştırıldığını söyledi. Kuş, limanda yerde sürüklendiklerini, ring araçlarına elleri ve gözleri bağlı şekilde bindirildiklerini, 3 gün aç bırakıldıklarını ve Alman uyruklu Anna adlı aktivistin tecavüze uğradığını ifade etti.
Bağımsız milletvekili Sema Silkin Ün ise hava almayan bir salonda nefes alamaz hale geldiklerini, limandan itibaren kelepçelendiklerini, hapishanede uyumalarına izin verilmediğini ve İbranice marşlar dinletilerek psikolojik şiddet uygulandığını belirtti.
İddianamenin detayları
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, Sumud Filosu gemilerinin uluslararası sularda zorla durdurularak sivillere şiddet uygulandığı tespit edilmişti. Yürütülen soruşturma sonucunda eylemlerin planlanması ve icrasında rol aldıkları belirlenen 35 kişi hakkında insanlığa karşı suç, soykırım, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, eziyet, nitelikli yağma, mala zarar verme ve ulaşım araçlarının alıkonulması suçlarından hazırlanan iddianame İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.






