Denizli’de ‘Sandıktaki Hafıza’ projesi: Yazma oyaları incelendi

Denizli'de lise öğrencileri, 'Sandıktaki Hafıza' projesiyle Anadolu'nun geleneksel yazma oyalarını ve kültürel anlamlarını inceledi.

Denizli Haber Merkezi
Denizli’de ‘Sandıktaki Hafıza’ projesi: Yazma oyaları incelendi
Bugünün Haberleri · Google'da tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin Kaynak ekle

Denizli sınırları içerisinde faaliyet gösteren Hatipzade Veli Başer Anadolu İmam Hatip Lisesi, kültürel değerlerin muhafaza edilmesine katkı sunma amacıyla hazırlanan bir eğitim çalışmasını hayata geçirdi. Gençlerin katkılarıyla oluşturulan Sandıktaki Hafıza isimli girişim, Anadolu kadınlarının el emeğiyle ortaya koyduğu yazma oyalarını ve bu işlemelerin barındırdığı manaları tekrar gündeme taşıdı. Okul müdürü Harika Afyon, öğrencilerin dün ile bugün arasında köprü kurmasına olanak tanıyan bu çalışmanın, kadim değerlerin yaşatılması hususunda kıymet taşıdığını ifade etti. Anadolu medeniyetinde sadece bir süs unsuru şeklinde değerlendirilmeyen yazma oyaları, geçmiş dönemlerde kadınların hislerini ve düşüncelerini aktarma vasıtalarından biri olarak değerlendiriliyordu. Bazı zamanlarda neşenin, bazı zamanlarda hasretin, bazı zamanlarda ise kelimelere dökülemeyen hislerin simgesi halini alan bu motifler, kuşaktan kuşağa aktarılan mühim bir kültürel miras özelliği barındırıyor. Denizli’deki eğitim kurumunda tahsil gören öğrenciler, günlük hayatın akışı içerisinde zamanla unutulmaya yüz tutan bu geleneğin izini sürmek maksadıyla bir inceleme başlattı. Katılımcı öğrenciler, yazma oyalarının yalnızca üretim yöntemlerini değil, aynı zamanda ihtiva ettikleri kültürel manaları ve geçmişteki tatbikat biçimlerini de kavramaya odaklandı.

Denizli’nin Nesi Meşhur? Yöresel Yemekleri ve Gezilecek YerlerHaberi Oku

Projede görev alan öğrenciler ve Rukiye Teyze ziyareti

Hatipzade Veli Başer Anadolu İmam Hatip Lisesi tarih öğretmeni Aylin Şimşek’in danışmanlığında ilerleyen çalışmada grup liderliği sorumluluğunu Feyza Korkmaz ile Abdülkadir Kalem paylaştı. Çalışma kadrosunda ayrıca Eymen Kerem Akgün, Fatmanisa Akan, Reyhan Kasas ve Hüsna Meral Göktepe isimli öğrenciler yer aldı. Gençler, Anadolu’nun geleneksel el sanatları arasında yer alan yazma oyalarının geçmişten günümüze uzanan serüvenini incelerken, kültürel mirasın korunmasında yeni nesillerin üstlenebileceği ödevleri de yakından gözlemledi. Çalışmanın en dikkat çekici safhalarından birini, öğrencilerin geleneksel yazma oyaları hakkında doğrudan bilgi almak üzere Rukiye Teyze’yi ziyaret etmesi oluşturdu. Uzun yılların tecrübesini öğrencilerle paylaşan Rukiye Teyze, yazma oyalarının geçmiş dönemdeki yerini, motiflerin ifade ettiği manaları ve el emeğinin toplumsal yaşamdaki mühim yerini aktardı. Öğrenciler, bu ziyaret vesilesiyle ders kitaplarında okudukları bilgileri bizzat geleneğin taşıyıcısı olan bir isimden dinleme şansı elde etti. İğne ve tığ marifetiyle oluşturulan oyaların sıradan birer süs eşyasından ibaret olmadığını kavrayan gençler, her bir desenin arkasında farklı bir yaşam hikâyesi barınabileceğini müşahede etti. Böylece geçmişin izlerini taşıyan yazmalar, öğrenciler açısından derinlemesine incelenmesi gereken kültürel birer belgeye dönüştü.

Yazma oyalarının taşıdığı simgesel anlamlar

Gerçekleştirilen projeye dair değerlendirmelerde bulunan grup lideri Abdülkadir Kalem, sürdürdükleri belgesel niteliğindeki çalışmanın temelinde kültürel değerlere ve köklü mirasa sahip çıkma bilincinin bulunduğunu dile getirdi. Kalem, “Ege’de kadınlar eskiden söyleyemedikleri duygularını, sevinçlerini ve kırgınlıklarını yazmalarının kenarına ilmek ilmek işlerdi. Oya aslında bir süs eşyası değil, bir kadının sessiz mektubu, bir toplumun görsel hafızasıdır. Biz bu projemizle sadece eski bir el sanatını çekmedik; o sandığın kapağını açıp içinde saklı kalan duygusal mirası gün yüzüne çıkardık. Rukiye Teyzemizin anlatımları ve ellerindeki o canlı tarih, bize bu kültürün ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gösterdi” ifadelerini kullandı. Okul müdürü Harika Afyon ise söz konusu çalışmanın öğrencilerin tarihsel idrakini artırdığına ve yaşadıkları toplumun kültürel unsurlarını daha yakından tanımasına zemin hazırladığına dikkat çekti. Afyon, geçmişten bugüne devredilen geleneklerin muhafazasında eğitimin kilit rol oynadığını dile getirerek, öğrencilerin bu tarz faaliyetler sayesinde araştırma, gözlem ve kültürel bilinç kabiliyetlerini ilerlettiğini vurguladı. Gençlerin büyüklerinden dinledikleri rivayetler vasıtasıyla geçmişle bağ kurmasının kıymetli olduğunu aktaran Afyon, geleneksel el sanatlarının sadece müzelerde ya da tozlu sandıklarda saklanan hatıra eşyaları olarak kalmaması gerektiğinin altını çizdi. Okul müdürü Afyon, faaliyette emeği geçen tarih öğretmeni Aylin Şimşek ile öğrencilerin sergilediği performansın, kültürel mirasın yaşatılmasına dair örnek teşkil eden bir eğitim faaliyeti olduğunu kaydetti. Anadolu’nun farklı bölgelerinde asırlardır yaşatılmaya devam edilen yazma oyaları, geleneksel el sanatlarının başlıca örnekleri arasında yer alıyor. Çiçek motiflerinden, tabiat unsurlarından ve günlük yaşam deneyimlerinden ilham alınarak tasarlanan desenler, birtakım yörelerde kadınların hislerini aktarmak için başvurduğu sembolik bir iletişim mecrası olarak da biliniyor. Renklerin, şekillerin ve işleme tekniklerinin coğrafi bölgelere göre değişiklik göstermesi, yazma oyalarını Anadolu’nun zengin kültürel dokusunu gözler önüne seren değerli bir miras konumuna getiriyor. Günlük yaşam alışkanlıklarının değişmesi ve geleneksel el sanatlarına gösterilen ilginin azalması, bu birikimin gelecek kuşaklara aktarılmasını her geçen gün daha da gerekli kılıyor.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.